Güven: Depremden sonra toprağa küsmüştüm ama şimdi güvenle üreteceğim
Bu söyleşiler serisinde Ortak Hareket Yeniden Bereket diyerek birlikte yola çıktığımız Samandağlı üreticilerin bazılarının hikayesini sunuyoruz.
Bu hikayelerle niyetimiz depremin üreticilerin hayatında yol açtığı sorunları, bu sorunlardan öğretilerle tasarlanan çözüm yollarını görünür kılmak, bu projenin temel motivasyonlarını anlatabilmek.

Bu serinin ilk söyleşisi proje kapsamında hibe desteği alan çiftçilerden biri olan Didem Esmer’le. Ve Didem Hanım’ın hikayesinde de deprem bölgesindeki birçok çiftçide olduğu gibi çok temel bir kavram öne çıkıyor: Güven duyabilmek.
Didem Esmer Ortak Hareket, Yeniden Bereket Projesi’nde kendi üretim alanında hibe desteği alan üreticilerden.
Samandağ’da toplamda 1 dönümde yer alan iki serasının içinde Samandağ biberi yetiştiriyor. 34 yaşında, genç bir anne, kızı bu yıl üniversiteye başlamış bile. Kendisi ise 20 yaşından beri severek üretim yapıyor. Önce domates üreterek başlamış, ardından Samandağ biberine geçmiş, “Samandağ biberini yaygınlaştırmak için onu ekmeye başladık. Samandağ biberi her derde devadır, çok acıdır aslında. Kimsenin tahmin edemeyeceği kadar acıdır. Kalbe, tansiyona iyi geldiği söylenir, çok faydası vardır. Samandağ dışında yetişmez, Samandağ ve Hatay’a özeldir” diye başlıyor söze.
6 Şubat Depremleri’nin ardından Samandağ’da üreticilerin ürünlerinin olduğu, kazanç kapısı seraları bir gecede barınma alanı haline gelmiş. “Bu sera vakti geldi yuva da oldu. Kim gelmek istiyorsa herkese kucak açtık. Herkes evini yuvasını kaybetmişti. Evlerimize giremiyorduk, korkuyorduk. Bu yüzden seraların içine girmek zorunda kaldık, dışarısı çok soğuktu çünkü. Ürünlerimizin bir kısmı heba oldu” diyor.
Diğer kısmı da zaten deprem sonrasındaki kaotik ortamda üretime devam edemedikleri için heba olmuş. Su, elektrik sıkıntıları, barınma sorunlarının yanında topladıkları ürünlere alıcı da bulamamışlar. Birçok üreticinin başına geldiği gibi ürünleri elinde kalmış.
Geri dönmeyi düşünmüyordum
Bu yüzden aslında toprağa küstüğünü anlatıyor Didem Esmer. “Toprağa küsmüştüm çünkü depremden sonra hepimiz çok kötü olmuştuk. Topraktan verim alamayacağımızı düşündük. Girdiler, maliyetler çok arttı, su sıkıntısı vardı, elektrik sıkıntısı vardı. Çoğu şeyin altından kalkamayacağımızı düşündük açıkçası. O yüzden de geri dönmeyi düşünmüyordum üretime.”
Neden geri dönmek istemediğinin arkasında bu maliyetler var. Bölgede birçok çiftçi depremin sebep olduğu ağır yıkımın ardından yeniden üretime başlamakta sıkıntı çekiyordu. Depremin ardından Hatay sebze hali açılamamış, hasat zamanı gelen çoğu ürün satılamayıp elde kalmıştı. Üretici yaşadığı maddi ve manevi tüm zararın yanında üretime devam etmek için gerekli sermayesini de kaybetmişti.
Didem Esmer proje kapsamında üretime nasıl geri dönebildiğini ise şöyle anlatıyor: “Bu projeyi duyduğumda bu yüzden çok sevindim. Bu proje kapsamında bana fide ve gübre desteği sağlandı, kendi alanımda üretime devam etmem için. Yaklaşık 2 bin 500 fide ve bunun yanında gübre desteği aldım. Bunların yanında nasıl gübre yapabileceğimizin, tarımdan nasıl verim alabileceğimizin eğitimlerini aldık. Topraktaki canlılığın nasıl sağlanacağını daha önceden bilmiyordum. Normalde biz zirai gübreler kullanıyorduk. Kompost yapımıyla zirai gübrelerin yerine canlı bakterilerin toprakta, fide üzerinde meyve sebze üzerinde nasıl etki edeceğini öğrendim. Bu destekler benim için çok şey ifade ediyor. Çünkü ilk başta maliyetler çok önemlidir, bu ilk maliyetleri sağlamak üreticiye zor geliyor, belli bir süre sonra bunun karşılığının alabiliyorsunuz.”
Kurmak istediğimiz Dirençli Gıda Ağı deprem gibi afetlerin ardından oluşan bu gibi kırılganlıklara çiftçilerin daha hazırlıklı ve daha dayanıklı olabilmelerini sağlamayı amaçlıyor. Bu, üreticileri hem bir arada hareket edebilecekleri kurumsal bir yapıyla destekleyebilmek, hem de üretime devam etmeleri için güven ortamını tahsis edebilmekle yakından ilgili. “Ya ürünlerim yeniden elimde kalırsa” endişesi çoğunlukla, riske girmektense üretime ara vermekle sonuçlanıyor. Proje kapsamında hibe desteği alan çiftçilere bu yüzden Samandağ Tarımsal Kalkınma Kooperatifi aracılığıyla alım garantisi verildi. Bunun devamında kooperatifin üretilen ürünleri alıcılarla adil bir sosyal satın alma zemininde buluşturabilmesi, potansiyel alıcıların ölçeğinin ve çeşitliliğinin artırılması hedefleniyor.
Proje kapsamında hibe desteği alan çiftçilerden birçoğu için üretecekleri ürünlere alım garantisi verilmesi çok hayati. Didem Esmer Dirençli Gıda Ağı’nın kendisi için önemini şöyle anlatıyor: “Bu projeyle bana alım garantisi de verildi. Eğer ben satamazsam kooperatif benden bu ürünleri alacak. Bu benim için çok iyi olacak çünkü güvenle ürünümü üreteceğim. Ürünümü satamazsam ne olacak diye düşünmeyeceğim.”
Yaşamı onarmaya önce geleceğe yeniden güven duyabileceğimiz bir zemini kurarak başlamalıyız. Güven duyarak, ilişkilerimizi onarabilir, açılan yaralarımızı sarabilir ve üretime devam edebiliriz.



